I will leave soon and I just want so say thanks to all my friends that I have shared lots of things and great times with them. Maybe we can not see each other so often, but I know or I have a big hope that I have got real friendships here and I will try to have contacts with all of you guys! Especially thanks to (crazy Russian woman) Natalya, (Ukranian serious man) Pasha, (Colombian drug dealer) Carlito, (%100 Cape Verdian lady) Marlene and of course Freddie :)
.......................................................
"Bir eğitim-öğretim yılının daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Acısıyla, tatlısıyla..." diye başlayan klasik cümleler kurmasam da gerçekten İsveç'teki eğitim yılımın 1 senesinin sonuna gelmiş bulunmaktayım. Vay be... İçinde iken yavaş yavaş akan hatta zaman zaman akmayan vakit, şimdi herşeyin sonunda bir avuç gibi geliyor. Bu da klasik değil mi? 'Zaman' denen şeyin içsel kanunu da böyle işliyor olsa gerek! Bir yandan son dersimin en son ödevi ile boğuşurken bir yandan da neler geçti-gitti diye düşünüyorum. Az bir kısmına buradan sizin de tanıklık ettiğiniz bir sürü şey işte... İnsanlık ortak paydasından neler düşebilirse bir insanın payına, fazlasıyla düştü payıma herhalde şu bir senede. "Nelerle geldim, neler düşündüm, neler umdum" kısmı bir yanda duruyorken tartının öbür yanında "neler buldum, neler öğrendim, gördüm ve de geçirdim" kısmı duruyor. Al sana güzel bir yaz ödevi! Her ne kadar bir dahaki dönem de burada olacak olsam da (inş.) pek çok şeyin değişecek olmasının burukluğu da cabası... Özellikle bu dönem sıkça vakit geçirdiğim sınıf arkadaşlarımın bir çoğu burada olamayacak gelecek sene ve de en önemlisi gerçekten farklı ve özel olduğunu düşündüğüm koridorumda da benden başka herkes ayrılacak. Her ne kadar buradaki geçicilik hissimi hala atamasam da üzerimden en azından bir dönem daha buralıyım fakat önce bir yaz molası lazım. Eee Türkiye'deki bekleyenleri de unutmamak gerek değil mi? Bir ayrılıştan bir vuslata, sonra yeniden ayrılış ve yine vuslat... Bir döngüdür sürüp gidecek işte, Allah bozmasın! Zaten daha fazla ünlü olmadan ayrılsam iyi olacak. Bugün okulla bağlı çalışanlardan biri web-sayfaları için bizim koridorumuzu görüntülemeye geldi de -gerçekten meşhuruz demedim mi ben?- bir de benim odamı çekti özel olarak. Allah'tan resme girmemeyi başardım da popülaritemi daha fazla şey etmemiş oldum :)
............................................................
Bu son günlerimi hep çalışarak geçirmiyorum tabi ki... Arkadaşlarla veda turları ya da yemekleri bir yana Stockholm'e 1 günlük bir yolculuk imkanım oldu geçenlerde. Dünyanın en büyük açık hava müzesi konumundaki 'Skansen'i dolaştık İsveç Enstitüsü bursiyerleri ile ki özelde de Natalya ile akşama kadar bu gepgeniş alanı gez gez bitiremedik. İsveç kültüren dair ne varsa orada bulmak mümkün; evler, kişiler, hayvanlar... Oradan bazı fotoları koymak istedim işte buraya.


.......................................................
"Bir eğitim-öğretim yılının daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Acısıyla, tatlısıyla..." diye başlayan klasik cümleler kurmasam da gerçekten İsveç'teki eğitim yılımın 1 senesinin sonuna gelmiş bulunmaktayım. Vay be... İçinde iken yavaş yavaş akan hatta zaman zaman akmayan vakit, şimdi herşeyin sonunda bir avuç gibi geliyor. Bu da klasik değil mi? 'Zaman' denen şeyin içsel kanunu da böyle işliyor olsa gerek! Bir yandan son dersimin en son ödevi ile boğuşurken bir yandan da neler geçti-gitti diye düşünüyorum. Az bir kısmına buradan sizin de tanıklık ettiğiniz bir sürü şey işte... İnsanlık ortak paydasından neler düşebilirse bir insanın payına, fazlasıyla düştü payıma herhalde şu bir senede. "Nelerle geldim, neler düşündüm, neler umdum" kısmı bir yanda duruyorken tartının öbür yanında "neler buldum, neler öğrendim, gördüm ve de geçirdim" kısmı duruyor. Al sana güzel bir yaz ödevi! Her ne kadar bir dahaki dönem de burada olacak olsam da (inş.) pek çok şeyin değişecek olmasının burukluğu da cabası... Özellikle bu dönem sıkça vakit geçirdiğim sınıf arkadaşlarımın bir çoğu burada olamayacak gelecek sene ve de en önemlisi gerçekten farklı ve özel olduğunu düşündüğüm koridorumda da benden başka herkes ayrılacak. Her ne kadar buradaki geçicilik hissimi hala atamasam da üzerimden en azından bir dönem daha buralıyım fakat önce bir yaz molası lazım. Eee Türkiye'deki bekleyenleri de unutmamak gerek değil mi? Bir ayrılıştan bir vuslata, sonra yeniden ayrılış ve yine vuslat... Bir döngüdür sürüp gidecek işte, Allah bozmasın! Zaten daha fazla ünlü olmadan ayrılsam iyi olacak. Bugün okulla bağlı çalışanlardan biri web-sayfaları için bizim koridorumuzu görüntülemeye geldi de -gerçekten meşhuruz demedim mi ben?- bir de benim odamı çekti özel olarak. Allah'tan resme girmemeyi başardım da popülaritemi daha fazla şey etmemiş oldum :)
............................................................
Bu son günlerimi hep çalışarak geçirmiyorum tabi ki... Arkadaşlarla veda turları ya da yemekleri bir yana Stockholm'e 1 günlük bir yolculuk imkanım oldu geçenlerde. Dünyanın en büyük açık hava müzesi konumundaki 'Skansen'i dolaştık İsveç Enstitüsü bursiyerleri ile ki özelde de Natalya ile akşama kadar bu gepgeniş alanı gez gez bitiremedik. İsveç kültüren dair ne varsa orada bulmak mümkün; evler, kişiler, hayvanlar... Oradan bazı fotoları koymak istedim işte buraya.


Photo1: An old lady in her traditional clothes...Bu Linea (adını böyle yazıyorum) denilen adam azıcık sizlere afiyet garip efendim. Kendisi bütün İsveç'i dolaşıp bitki türleri sınıflaması yapmış. Allah'ım dedim, çiçek-börtü böcek hastası bir Adem kulun! Aşağıya bir de vatandaşın heykelini gösteren fotoyu koyayım bari.
Bu hayvancağız türünü ömrü hayatımda ilk defa görmekle beraber hemen kanım ısındı zira şekilde görüldüğü gibi kafes vs. içi yaşamayan tek hayvan türü bu. Ve de insanların arasında oradan oraya zıplayıp duruyorlar. Ve de çok ilginçtir hep böyle birbirlerine yapışık oturuyorlar.
Biliyorum fotoda balık vs. neyim yok ama renkler ve görüntü o kadar hoşuma gitti ki... Aslında çok çok fazla foto var elimde oraya dair ama böyle seçmece yaptım işte içlerinden. Gördüğüm her bölümden birer-ikişer tane... Yani "gitmiş kadar olduk" denilebilecek kıvama getirmek için sizleri, yeterlidir sanırım.

