Yaptığım işlerin arasında içimdeki vatandaşlardan birine rüşvet vermem gerekiyor ara sıra. "Bak şu sayfa bitsin, kahve molası ya da şarkı arası; söz!" gibi... Lakin bu defa ufak rüşvetlerle yetinmiyormuş. Büyük iş başarmışmış. Ödevini bitirmiş, teslim etmiş, üzerinde uğraştığı makaleleri baya tamamlamış vs. vs. İyi, bugün serbestsin. Ne istersen onu yaz bakalım!
SEN AĞLAMA*Karanlık karanlıktı her yer.
Oysa ne güzel rüyalarla başlamıştı gün.
Gülümsemem yarım yamalak kalakaldı dudaklarımda.
Kalabalık kalabalık ve gürültülü idi her yer.
Bilmiyorum, belki yine kar atıştırıyordu dışarıda.
Yere inmeden önce havada salınıp duruyorlardı öylece.
Tüm bunlar ufak bir ana sığdı, onda doldu, onda taştı.
Ya da var mıydı gözyaşlarının farklı bir dili?
Nemli nemli oldu benim de gözlerim.
‘Direct effect’ gibi bir şeydi bu sanki.
Saçma belki ama söyleyeceğim,
Gözyaşı hep etkiler beni de maviden akanlar bir başka…
Ve evet en çok mavide donup kalır belki de.
Bir akşamüstü mesela,
Gün batımının, pencereleri yangın yerine döndürdüğü bir vakit,
Ayaküstü bir sohbet sırasından
Hiç hiçbir şey hatırlamam da bir çift mavi göz hatırlarım.
Utandı belki sesler kendi sesliliklerinden.
Belki ben de utandım.
Ve belki biraz da çaresizlikten…
Adımın baş harfleri ‘a.c.z’i tutmuyor belki ama olsun,
Baştan aşağı acz’im nasıl olsa, varsın ismim doğrulamasın!
*Bu şarkıyı fazlaca dinlediğimden herhalde, neredeyse 1 yıl sonra yazdığım bu şiire -ya da herneyse işte- böyle bir isim verdim. Badem? Bir yerlerden hatırlıyorum ben bunları ama... Hiç bir şey olmasa bile İstanbul'un en sevdiğim yerlerinden birinin, Arnavutköy'ün, görüntülerini izlemek çok hoş. Aklımda, Ortaköy-İkinci köprü arası yürüyüşler... Ah ah, özledim galiba ben İstanbul'u ya!
…………………………….
Ve ne kadar çok kurduruyordu bu cümleyi böyle.
Ay tenlinin sorusunu hatırladım sonra.
Selvi Boylum Al Yazmalım? Yok izlememiştim.
Şöyle temel bir ikilemi anlatıyormuş,
Bir yanda vefa, öbür yanda aşk…
Sen neylerdin dedi?
Güldüm, öğrenmiştim artık; tabi ki vefa dedim.
O da gülümsedi, o da öğrenmişti; bence de diyebildi.
Zaten filmde de öyle oluyor dedi.
Rahatladık.
Bir adam mesela,
10 seneden sonra kavuşmaya ramak kala sevdiğine,
İlk krizi tatmış.
Hastalığına vefasızlık eklenince bir de kalakalmışmış.
Olsun demiş yine de.
Aşk imiş ya tercihi.
Sineye çekmiş, beklemeye devam etmiş.
Bekleye bekleye geçmiş 3 yıl.
Belki nice nice yıllar beklemek varmış daha gönlünde.
………………………….
Zaman zaman öyle eskilere dalar aklım.
Mavinin sevmediğim tek tonunu hatırlarım sonra,
Okul formaları…
Şımarık bir kız çocuğu belirir,
Tüm oyunları ters yüz eden,
Reveranslar sonra,
Saç tokaları,
Küçük küçük hediyeler, şarkı sözlerinden notlar…
Rüzgar, ona esmeyi öğretsin ister hep.
Sırrını söylesene bana?
Var di mi her şeyin bununla ilgisi?
4 sene aynı yer, aynı grilik, aynı gitme isteği,
Bütün özürler ahrete kaldı di mi?
Boşver.
Erken erken büyümüş olduk.
Anladım. O zaman,
“Ağla sen güzel çocuk,
gözlerin şahit olsun,
gözyaşınla ıslanan ellerin şahit olsun,
çok yakın güzel günler,
bir kez daha ufka bak,
hep semaya açtığın ellerin şahit olsun!”
* Bir ses:
- Buradayım, dedi, elma ağacının altında.
- Kimsin sen? dedi küçük prens. Çok güzel görünüyorsun.
- Ben bir tilkiyim, dedi tilki.
- Gel oynayalim, dedi küçük prens. Biraz düşündükten sonra sordu:
- "Evcilleştirmek" ne demek?
Tilki:
- Sen buralı değilsin, dedi, ne arıyorsun burada?
- İnsanları arıyorum, dedi küçük prens. "Evcilleştirmek" ne demek?
Tilki:
- İnsanların tüfekleri vardır, dedi. Hayvanları vururlar. Can sıkıcı bir
şeydir bu. Tavuk da yetiştirirler! İlgilendikleri tek şey budur. Sen tavuk mu
arıyorsun?
- Yoo.. dedi küçük prens. Ben dost arıyorum. "Evcilleştirmek" ne demek?
- Artık herkesin unuttuğu bir şey, dedi tilki. "Bağlantı kurmak" demektir.
- Bağlantı kurmak mı?
- Öyle ya, dedi tilki. Sen daha benim gözümde yüz binlerce başka çocuktan
ayırt edilmeyen küçük bir çocuksun. Sana ihtiyacım da yok. Senin de bana
ihtiyacın yok. Ben de senin gözünde yüzbinlerce başka tilkiden ayırt edilmeyen
bir tilkiyim. Ama, sen beni evcilleştirirsen, birbirimize gerekli oluruz. Sen
benim için dünya yüzünde biricik olursun. Ben de senin için dünya yüzünde
biricik.
- Biraz anlamaya başlıyorum, dedi küçük prens, bir çiçek var.. Galiba o beni
evcilleştirdi.
- Olabilir, dedi tilki. Dünya yüzünde her şey olur.
- Yok dünya yüzünde değil, dedi küçük prens...
..................................

0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home