Valla böyle bir gaza ihtiyaç vardı buralarda bugün zira hava o denli gri idi ki... Ve bu sayede benim tezim de geçerliliğini yitirmiş oldu çünkü yaklaşık iki-üç haftadır aynı şey oluyordu; haftasonları acaip güneşli, hafta içi ise karanlık ve hatta karlı. Bu haftanın karanlığı ise bugünden başladı yani. Hoş, hava güzel olsa da yararlanabilecekmiydim bundan şüpheliyim çünkü ödev yapmakla meşgulüm bir kaç gündür.
Geçen defa başladığım konuya ilaveten aklıma bir şeyler geldi de onları ekleyeyim istedim. Hem de "bu mevzu daha nerelere eriştirebilir?" sorusuna da ufak bir cevap vermiş olayım. Sonunda bitirme başarısına eriştiğim Davutoğlu'nun kitabının bazı bölümlerini okuyunca düşündüm ki medeniyet dönüşümleri de birer hicret olgusu taşıyor. Bir bunalım dönemine giriliyor, tepe noktasına geliniyor ve de dönüşüm kaçınılmaz oluyor. Tabi iki şık ihtimali var bu dönüşüm için; iyiye ve daha kötüye... Ki hicretin, olumlu bir anlam ihtiva ettiğini düşünürsem yalnızca ilkine doğru olana hicret denileceğini söyleyebilirim. Kötüye doğru olana ne denir bilemiyorum, bozulma, anti-hicret??? Bir de dönüşememe ya da çökme durumu var ki Osmanlı bunun bir örneği diye düşünüyorum. Hicret kavramını, Batı'nın geçirmiş olduğu ve de öncülüğünü Aydınlanma düşüncesinin yaptığı dönüşüm için kullanıp kullanmamakta tereddütlüyüm çünkü dini anlamından soyutlanamayacağını düşünüyorum kelimenin. Yoksa direk olarak dönüşüm, ilerleme, transformasyon gibi kelimeleri ikame edebilirdik 'hicret' kelimesinin yerine. O halde dönüşümün, ilerlemenin O'nun kriterlerine göre belirlendiği ve yürütüldüğü bir durum olarak kabul edebiliriz hicret'i. Hatta belki de Batı'nın literatüre sokmuş olduğu Reformasyon kavramına karşılık Hicret bizdeki -Doğu demiyorum buna çünkü kasdettiğim bu kelimenin içeriğine muhatap olmuş medeniyetler yani İslam üzre olanlar- dönüşüm ve iyileşmeyi adlandırmak için alternatif olarak kullanılabilir. (Bu fikri sevdim bak şimdi :) Nitekim Davutoğlu şunu dile getiriyor kitabında; "17. yüzyılda, hakim olan Osmanlı idi. Ama aynı dönemde Batı'da çok ciddi bir düşünce canlılığı vardı... Bugün ise tersinin olduğu kanaatindeyim. Doğu toplumları ve özellikle de İslam medeniyetinin içinde bulunduğu havza ise siyasal, ekonomi-politik ve jeopolitik bir bunalım yaşıyor. Bütün bu bunalım içinde beklenen, çok ciddi bir düşünce canlılığının ortaya çıkmasıdır." Yani gerilimden bir dinamizm oluşturabilme imkanı. Fakat dediğim gibi alternatif tek değil; olumsuza doğru da bir kayma olabilir, çöküntüye doğru da. Ve belki de işte bu yüzden Fukuyama'nın 'tarihin ve de insanlığın sonu'nu getirişi hatalı çünkü bir yerde açılmayı bekleyen ve de dinamizm oluşturabilecek tıkanmışlık mevcut. Zaten onun dediği gibi artık ilerlemenin sonuna gelmiş isek durmuşuz, bitmişiz, yaşamıyoruz demek. Hayat bu yüzden hicret belki de çünkü hicret durduğu anda hayat da durmuş oluyor. Ne diyordu Tarkovsky'nin yazar kahramanı; kusursuz yazdığımı bilsem yazmamın anlamı kalır mı? Şükür ki bizi yaşamın sonuna getirecek mükemmellikten henüz çok çok uzağız.
Peki bu medeniyet döünşümü ya da bize has deyimle Hicret, nasıl hayata geçirilebilir? Ben geçen defa bunun basit bir şekilde kendi içimdeki işleyişine dair bir şeyler anlatmıştım ama koca bir medeniyet için nasıl olacak bu? Davutoğlu'nun şu tespitiyle başlayabiliriz sanırım; "medeniyetlerin özünde (insanlarda olduğu gibi bence) bir varlık bilinci vardır. Daha doğrusu medeniyetler, bir varlık bilincinin sosyal bir form haline dönüşmesidir... Varlık bilincini dini bilinçten koparmak çok güçtür... Ancak bugün olan şey budur: Batı medeniyeti kendi varlık bilincini medeniyetlerin bireylerinin zihniyetlerine ve o varlık bilinciyle ortaya çıkan bir bilgi ve değer sistemine empoze etmek istiyor. Bu da diğer medeniyet havzalarında bir çatışma doğuruyor. Bu kişilik çatışmasını aşmak için de seküler ayrımlara gidiliyor." Yani önce bu varlık bilincinin oturtulması, kişilik çatışmasının önlenmesi gerekiyor gibi. Fakat bu içe yönelme dıştan kopukluk, dışarıda olan biteni görmezlikten gelmek anlamlarına da gelmiyor. Ayrıca dikkat edilirse önemli dönüşümlerin hemen hepsinin arkasında bir felsefi-düşünsel temel var. Ve bunları sağlayabilecek kesime olan ihtiyaç ortaya çıkıyor bir sonraki adımda. Tıpkı Davutoğlu'nun dediği gibi; "Bizim İttihat ve Terakki döneminde Falih Rıfkı'nın Zeytin Dağı'nda veya Cumhuriyet döneminde Yakup Kadri'nin Yaban'ında yaşanan, ortaya çıkan türden kopuklukları, yabancılaşmaları değil bütünleşmeleri öne çıkartan ve bunların her birini besleyen kaynakları yakalayabilen ve o ritimle yoğrulabilen bir elit yetiştirmemiz lazım." Bu dönemin varlık kişilik problemleri bahsi geçen örneklerdekinden daha komplike diye düşünüyorum ki bu yüzden belki bu hususta da yeni bir lieratür oluşum sürecinde; Elif Şafak'ın Araf'ı, Fatma Barbarosoğlu'nun Hiçbir Yer'i ve de Orhan Pamuk'un Kara Kitap'ı ilk aklıma gelen örnekler ama düşünsel alanda olmaktan ziyade tespit aşamasının ilk basamağında yer alıyor gibiler. Aklıma bu noktada dönüşümleri canlı kılan bir kaç örnek geliyor; Fazlur Rahman -benim için çok özel bir şahsiyettir-, Muhammed İkbal ve de Ali Şeriati. Hayatlarına bakılacak olursa kişilik ve varlık muhasebesini sadece kendi içlerinde yapmadıkları anlaşılmış olur sanırım. Hemen hepsinin kariyerinde birden çok alanda doktora ve eğitmenlik, toplumda aktif görevlerde yer alma ve bunların yanı sıra İslami alanlarda uzmanlaşma göze çarpıyor. Kendimi kendi içimde amaç bazında meşrulaştırmama da oldukça katkı yapıyorlar örnek olarak :)
Aklıma bunlar geliyor ve de diyorum ki ABD dönüşüm geçirmek zorunda ama bu defa felsefi-düşünsel bir arkaplanı da yok. İyi, onlar da bu defa Hicret yolunu denesinler bari :) Yapamazlarsa sonları Osmanlı gibi olacak. vs. vs. Bu güzide (!) fikirlerimi ödevime yazmıyorum tabi. Daha oturaklı ve cici-bici cümleler kuruyorum. Affola...
Not: Fotoğraf bendeniz tarafından Yalova-İstanbul arası feribotta çekilmiştir. Yurdum insanlarından biri bellerini toplarken girmiş kareye. Valla çekerken hiç fark etmemiştim, yalnızca martıları gördüydem ben ama olsun, böyle de ilginç olmuş :)

0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home