Dışarıda yoğun bir şekilde kar yağıyor. Manzara çok hoş yani... Buraya gelip de karı hayatında ilk defa görenlerden değilim, böylelerinin olduğunu biliyorum da ne ilginç bir şey kimbilir! Gökten beyaz bir şeyler yağıyor diye düşünmüşlerdir herhalde :), fakat yine de her defasında ilk kez görüyormuş gibi hissediyorum; mutluluk veriyor. Uzun zaman sonra katıldığım dünkü yazılının ardından kendime kısa bir tatil verdim; kendimi şımartmakla meşgulüm. Sınav? Oldukça ilginçti. Benden başka hemen herkes sınavın yarısını bir şeyler yemekle geçirdi, bir dahakine ben de bir şeyler götürmeye karar verdim; insanın canı çekiyor yahu!Bunun dışında, baya bir süre önce keşfettiğim birinin -hoş, benden önce Fazıl Say bey keşfetmişler kendisini- çıkardığı albümden şarkıları dinliyorum. Hani derler ya ney sesinde insanı alıp götüren ayrı bir hava var diye bu şahsın sesi de öyle. Kendisi hakkında yazılanlardan bir kaç satır şöyle; "Tek kişilik koro. Dünyanın sekizinci harikası. Normal bir insanın ses tellerinin 3 katı uzunluğundaki ses telleri ile bastan sopranoya kadar bütün sesleri çıkarabilen ve İbrahim Yazıcı'ya göre bin yılda bir defa rastlanabilen 7 oktavlık inanılmaz gırtlak sahibi uzaylı yaratık..." Ben sadece sesinin bu az bulunur özelliği ile tanıyordum kendisini, oysa albümdeki bazı şarkıları dinleyince farkettim ki besteleri de harika! Kesinlikle popüler kültürün gittikçe birbirine benzeyip aynılaşırken yitip giden şarkıları ile karıştırılmamalı. Kim mi bu şahıs??? 1980 Edirne doğumlu Balkan göçmeni bir şahs-ı muhterem; Cem Adrian...
Albümünün adı; "Aşk Bu Gece Şehri Terk Etti" ve albüm içerisinde Bana Özel, Ben Bu Şarkıyı Sana Yazdım, Harbe Giden Sarı Saçlı Çocuk, Yağmur, Kar gibi şarkılar yer alıyor. Albüme adını veren şarkı ve Yağmur adlı şarkıları favorilerim. Kişisel sitesinden ayrıntılı bilgi edinilebilir. Canlı performanslarından birini, Yağmur şarkısını izlerken netten fark ettim de herkes benim gibi düşünmüş olmalı ki şarkıyı tamamen ona söyletmemişler; araya sesi ile eşlik ettirmişler. Çünkü dinlerken düşünüyorum ki "aman, sen o ince/naif sesini çok yorma, biz senin yerine söyleriz; sen yeter ki araya bir gir yeter!"
Bana oralardan (oralar yani öte dünyanın sonsuzluğu, enginliği) derin bir esinti getiren bu onurlandırılmış yeteneğin şarkı sözlerinden bir parça ile bitereyim o halde;
Bulutlardan beyaz, gökyüzünden mavi aldım
Denizlerden sonsuzluk, gözlerinden umut aldım
Yıldızlardan ışık, kuşlardan haber aldım
Ahiretten ölüm, Tanrıdan inanç aldım
Ben bu şarkıyı sana yazdım
................................................
Korkmuyorum artık senden gece
Korkmuyorum hiç karanlık
Üzerime gel istersen
Sar beni, ben kaçıp gitmem
Korkmuyorum artık senden yalnızlık
Korkmuyorum artık, hiç korkmuyorum
Yüreğime vur, vur istersen
Kalmadı hiç kaçıp gitmem
Sokaklarda yanımda dolaşan yağmur
Geceleri başucumda duran yağmur
Avucumda ellerin eline yağmur
Vur yüzüme, vur yüzüme
Saçlarımda nefesin yerine yağmur
Dudağımda dudağın yerine yağmur
Gökyüzünden çaresizliğimi yağmur
Vur yüzüme hadi vur yüzüme
................................................
Bu arada, yukarıdaki fotoğraf da Cem Adrian'a ait. Sitesine şu sözlerle giriş yapıldığı için konsepte uygun bir fotoğraf koymuş bir de: "Ya kendin dikebilirsin ya da hiçkimse. Eline yalnızca bir iğne bir iplik verebilirim; dedi Tanrı"...

0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home