Senaryo (2): Aldığım yeni ip uçları doğrultusunda senaryoyu yazmaya devam edeyim efendim. Öncelikle, ilk senaryodaki bir noktayı değiştirmem gerekiyor sanırım. Yunus'un niye Yunus olduğu hususundaki tahminlerimin isabetli olmadıklarını öğrenmiş bulunmaktayım. Şimdilik bu nokta da karanlıkta kalsın. Yalnızca öyle olduğu bilinsin, yeterlidir sanırım. Sonrasında ise, daha bir karanlıkta kaldığını belirttiğim Züleyha karakterine dair ise güzel bir bilgi edinmiş durumdayım. Bugün bunu ekleyeceğim işte senaryoya. Hikayenin ilerlediği ama bütünün neresine düştüğünü bilmediğim bir vakitte Züleyha'nın Yunus ile paylaştığı bir şarkıya dair bu bilgi. İlhan İrem'in "Sevecen" şarkısı... Sözlerinden, önemli olduğunu düşündüğüm kısmı aktaracak olursam; "...Bembeyaz bir dünyada senle yaşamak varken/Böyle uzakta kalmak, gücüme gidiyor/Senin verdiklerini, senle paylaşmak varken/Seni sensiz yaşamak, içime sinmiyor/Gel sevecen, dön sevecen, sevmeyi senden öğrendim ben/Gel sevecen, gör sevecen, sevmesini öğrendim ben..." Züleyha'nın hangi demlerde olduğuna dair soru işaretleri olduğunu dile getirmiştim ya bu satırlar sanırım, oldukça umut vaat edici. Özellikle de üzerini renklendirdiğim kısımlar sanırım. Şimdilik bu kadar olsun efendim... Ben? Sevginin öğretilebilir ve öğrenilebilir bir şey olup olmadığı sorusu düştü aklıma ve de nacizane öğrenebildi isem bir yerlerinden bunu nasıl, ne şekilde, nerelerde, kimler aracılığı ile öğrendiğim sorusu... Bu, bir ömre yayılan bir süreç belki de. Başlangıcını, O'nun ruhundan bize üflendiğinde bilkuvve sevme sıfatının içimize yerleşmesinin oluşturduğu (çünkü "O sevince varlık var olmuş, biz ise var olunca ancak sevebilmişizdir"), devamının ise kişisel çaba, olaylar, kişiler vs. yardımı ile bu bilkuvve hissiyatın fiiliyata aktarılması ile geldiği... Bu sürece katkısı olan herşeye, herkese ve tabi ki O'na binler teşekkür olsun...

0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home