Linköping'de gündoğumunu da görmüş oldum sonunda. Tabi dersim bu kadar erken bir saatte olmasa idi bunu görebilir miydim orası şüpheli de, özellikle sıfır uyku ile neticelenen bir geceden sonra :), oldukça güzel olduğunu söylemeliyim. Gerçi sabah vakti olması hasebiyle hava, tabiri caizse, jilet gibi idi ama yine de böyle güneş yüzüme vururken gitmek okula çok hoştu.
Benim gibi test kuşağından iseniz sık duyduğunuz kaidelerden biridir: "3 yanlış 1 doğru götürür!" Bunun niye böyle olduğuna ya da olması gerektiğine dair tartışmaları şimdi bir tarafa bırakayım da hayat için nasıl acaba? Kesin bir rakam vermek olanaksız elbette de hayatın akışı için yanlışların daha çok doğru götürdüğü kanısındayım. Kuran'ı incelerken müşahade ettiğim en yaygın çıkarımlardan biridir; yani bir önceki adımınız yanlış ise bir sonraki adımınızın da yanlış olma ihtimali artıyor, yani her yanlış bir doğrudan uzaklaştırıyor sizi. Şimdi bunlar nereden geldi aklıma? Bir süre önce Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sını okudum da bana bunları ilham etti işte. Zira oradaki kahramanımız, Raskolnikov, kendince bir tez oluşturuyor ve olağanüstü insanlar için meşrulaştığına inandığı bir eyleme girişiyor ve cinayet işliyor. Kötü bir insanın hayatına son vermenin diğer insanlar için olumlu bir sonuç doğuracağına inanıyor. İşler planladığı gibi gitmiyor tabi ve çok acı çekiyor. Fakat burada bence dile getirilmesi gereken temel nokta şu; yanlış bir araçla doğru bir sonuç yaratmazsınız! Tabi burada 'yanlış' ve 'doğru' kavramlarınızı neye göre belirlediğiniz ön plana çıkıyor ki sabit ve mutlak bir referans noktası gerekliliğinin bu tarz kavramların karmaşaya yol açmaması açısından önemli olduğu kanısındayım. Zaten kahramanımız da bunun acısını duyuyor; eylemi hangi doğruya göre doğru, hangi doğruya göre yanlış vs. vs. İki nokta arasındaki en kısa ve çetrefilsiz yol, düz bir çizgi halinde olandır -doğrusal düşünce ile düşünme takıntım:)- ve zannımca bunun için de önceki adımların doğruya en yakın olan olması gerekir yoksa diğer dolambaçlı yollarda doğruyu ararken son bulabiliyor yaşamlar.
Benim gibi test kuşağından iseniz sık duyduğunuz kaidelerden biridir: "3 yanlış 1 doğru götürür!" Bunun niye böyle olduğuna ya da olması gerektiğine dair tartışmaları şimdi bir tarafa bırakayım da hayat için nasıl acaba? Kesin bir rakam vermek olanaksız elbette de hayatın akışı için yanlışların daha çok doğru götürdüğü kanısındayım. Kuran'ı incelerken müşahade ettiğim en yaygın çıkarımlardan biridir; yani bir önceki adımınız yanlış ise bir sonraki adımınızın da yanlış olma ihtimali artıyor, yani her yanlış bir doğrudan uzaklaştırıyor sizi. Şimdi bunlar nereden geldi aklıma? Bir süre önce Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sını okudum da bana bunları ilham etti işte. Zira oradaki kahramanımız, Raskolnikov, kendince bir tez oluşturuyor ve olağanüstü insanlar için meşrulaştığına inandığı bir eyleme girişiyor ve cinayet işliyor. Kötü bir insanın hayatına son vermenin diğer insanlar için olumlu bir sonuç doğuracağına inanıyor. İşler planladığı gibi gitmiyor tabi ve çok acı çekiyor. Fakat burada bence dile getirilmesi gereken temel nokta şu; yanlış bir araçla doğru bir sonuç yaratmazsınız! Tabi burada 'yanlış' ve 'doğru' kavramlarınızı neye göre belirlediğiniz ön plana çıkıyor ki sabit ve mutlak bir referans noktası gerekliliğinin bu tarz kavramların karmaşaya yol açmaması açısından önemli olduğu kanısındayım. Zaten kahramanımız da bunun acısını duyuyor; eylemi hangi doğruya göre doğru, hangi doğruya göre yanlış vs. vs. İki nokta arasındaki en kısa ve çetrefilsiz yol, düz bir çizgi halinde olandır -doğrusal düşünce ile düşünme takıntım:)- ve zannımca bunun için de önceki adımların doğruya en yakın olan olması gerekir yoksa diğer dolambaçlı yollarda doğruyu ararken son bulabiliyor yaşamlar.


0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home